Besmele İle Başlamak

Kategori: Dini-Hikayeler

13:55 - 17/5/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Ölürken Sevgiliyi Düşünmek?

Kategori: Dini-Hikayeler

 

Medineli genç birisinin Allah Resulu’nün yanına yaklaşmakta olduğunu gördüm. Bu, Talha adında bir yiğitti.  Efendimizin (aleyhisselâtü vesselâm) yanına giren her iman etmemiş yabancı  beni heyecanlandırıyor ve endişelendiriyordu. Kimisi için zarar verecek diye endişeleniyor, kimisi için de imana gelecek diye heyecanlanıyordum. Bu yüzden hemen Talha’yla beraber ben de huzura çıktım.

Talha, kararlı bir tavırla Allah Resulunün huzuruna geldi ve hiç beklemeden: “Ben de Size tabi olmak istiyorum.” Dedi. Kim bilir günlerdir gönlünde ne fırtınalar kopmuştu.  İşte, en sonunda kararını vermişti.

Talha, kısa bir zaman sonra ölümcül bir hastalığa yakalandı ve yatağa düştü. Etrafındakilere; Allah Resulü’nü görmek istediğini belirtti. Şefkat Peygamberi, bir müddet sonra ziyaretine geldi. Talha’nın durumunu görünce, ölümünün yakın olduğunu anlamış olacak ki dışarı çıktı ve “Talha gidiyor.” dedi. Talha’yı sevenlerin yüreğine derin bir ayrılık sızısı düşmüştü.

Cefalı İnsan, Şefkat Peygamberi, her gün namazdan sonra Talha’nın yanına uğruyor, hatırını sorup gönlünü alıyordu. Vefat edeceği gün de; “Bir şey olursa çağırın, namazında bulunayım.” dedi.

Talha, ölümün geldiğini anladığı bir anda:
- "Bizim mahallemiz uzak bir mahalle. Ben vefat edersem Resulü Ekrem’i cenazeme çağırmayın. Korkarım ki, Yahudiler bir fenalık yaparlar, yılan, akrep, çıyan gibi haşereler zarar verirler. Resulü Ekrem’e bir fenalık gelmesin. Beni gömün, sonra haber verirsiniz." diye vasiyet etti.

Bu ne büyük bir sevgiydi böyle. Ölüm anında bile Sevgililer Sevgilisi’ni düşünüyordu. Talha’nın kısa sürede aldığı bu mesafe gözlerimi doldurmuştu. Daha çocuk sayılabilecek bir yaştaki birinin, böyle samimi ve olgun olması muhteşemdi.

Talha bir gece vefat etmişti. Vefat edince de dediği gibi yaptılar. Gece vakti, namazını kılıp gömdüler. Sabah namazında, Efendimiz Aleyhisselâm camidekilere Talha’yı sordu. Cemaat; “Ya Resulullah, Talha vefat etti ve defnettik.” dediklerinde, Güllerin Efendisi’nin gül çehresi bir anda soldu ve üzüntü sağınağına tutuldu. Hemen, Talha’nın mezarının başına gitti. Ellerini kaldırıp şöyle dua etti:

- "Allahım, Sen Talha’yı, o Sana gülüyor, Sende ona gülüyorken karşıla, Allah’ım onu rıza ve cennetinle karşıla. Huzuruna geldiği an mütebessim ol Allahım."

Talha, ne kadar da talihliydi. Uğruna âlemler yaratılan bir Sevgili, Rabbine Talha için dua ediyordu. O duanın kabul olmaması düşünülebilir miydi? O an Talha’nın yerinde olmak vardı, ama Talha olmak için de samimiyetin doruklarına çıkmak gerekiyordu.

Arif Akpınar
Gül Devrinde Seyahat
Kaynak Yayınları

12:27 - 25/4/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Dünyanın En Büyük Nimeti Nedir?

Kategori: Dini-Hikayeler

Osmanlı Padişahlarından biri, kendisine her sözünde hikmet olan Lâleli Baba adında bir veliden bahsedilince bu zâtı merak edip ziyaretine gider. Büyük bir vêli olduğundan halkın asla şüphe etmediği bu zât, padişahın birçok sorusunu cevaplandırırken, dünyada en büyük nimetin ne olduğunu soran Sultan’a “Dünyada en büyük nimet, yiyip içtikten sonra ihtiyacını gidermektir.” der.

Padişah bu cevabı beğenmez. Hattâ bir bakıma kaba bir mânâ taşıyan bu nezaketsiz cevaptan sonra canı sıkılarak kalkıp gider.

O gece yediği yemeği, içtiği suyu dışarı çıkaramayan Sultan, sabaha kadar sarayın içinde dört döner. Güç bela eriştiği şafak vaktinde alel-acele bir abdest alır; namazını kıldıktan sonra, doğruca “Lâleli Baba’nın evine koşar. Gece sabaha kadar gözlerine uyku girmediğini, şafağı iple çektiğini, içinde bulunduğu zahmetten kurtulması için dua istediğini yalvarırcasına anlatır.

Lâleli Baba, “Allah’ın nice nimetlerine sahip olduğumuz halde, alışkanlık sebebiyle bunların kıymetini bilmiyoruz. Yiyip içtikten sonra ihtiyaç gidermenin büyük bir nimet olduğunu şimdi öğrendiniz, değil mi?” der ve ilâve eder: “Eğer yaptırdığınız şu camiyi bana bağışlar ve padişahlığınızı da, bütün yetkileriyle birlikte bana bırakırsanız, kurtulmanız için dua ederim.”

Camiyi derhal bağışladığını, bu andan itibaren “Lâleli Câmii” olduğunu bildiren padişah, saltanatını veremeyeceğini ifade etmek isterse de, artık tahammülü tükenmekte olduğu için, nihayet saltanattan da vazgeçtiğini, yeter ki içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarılması için dua etmesini rica eder. Lâleli Baba, o zaman şu karşılığı verir: “Bir saltanat ki, ihtiyaç gidermeye feda ediliyor; doğrusu buna saltanat demeye bin şâhid ister!”

Lâleli Baba’nın duasını ancak bu şekilde alan Sultan, içinde bulunduğu halden hemen kurtulur. Yaptırmış olduğu camii, Lâleli Baba’ya bağışladığı için de, bu cami onun adına izâfeten “Lâleli Camii” diye anılır.

Evet, sadece ihtiyaç gidererek içimizdeki pisliği temizleyebilmemizin ne değerli bir nimet olduğunu bu misalle anlamaya çalışmalı ve ihtiyacımızı giderdikten sonra, “Benden eziyet verici şeyi giderici ve bana âfiyet verici Allah’a hamd olsun” demeliyiz.

Remzi Kuşçular
Her Yönüyle Temizlik / Rehber Yayınları

00:07 - 25/4/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Ana Sayfa
Arşiv
Son Hikayeler
- Besmele İle Başlamak
- Ölürken Sevgiliyi Düşünmek?
- Dünyanın En Büyük Nimeti Nedir?

Kardeşlerimiz
sadakat ...
enteresanhaberler

Tevbe Ediyorum Toplist