|

Medineli genç birisinin Allah Resulu’nün yanına yaklaşmakta olduğunu gördüm. Bu, Talha adında bir yiğitti. Efendimizin (aleyhisselâtü vesselâm) yanına giren her iman etmemiş yabancı beni heyecanlandırıyor ve endişelendiriyordu. Kimisi için zarar verecek diye endişeleniyor, kimisi için de imana gelecek diye heyecanlanıyordum. Bu yüzden hemen Talha’yla beraber ben de huzura çıktım.
Talha, kararlı bir tavırla Allah Resulunün huzuruna geldi ve hiç beklemeden: “Ben de Size tabi olmak istiyorum.” Dedi. Kim bilir günlerdir gönlünde ne fırtınalar kopmuştu. İşte, en sonunda kararını vermişti.
Talha, kısa bir zaman sonra ölümcül bir hastalığa yakalandı ve yatağa düştü. Etrafındakilere; Allah Resulü’nü görmek istediğini belirtti. Şefkat Peygamberi, bir müddet sonra ziyaretine geldi. Talha’nın durumunu görünce, ölümünün yakın olduğunu anlamış olacak ki dışarı çıktı ve “Talha gidiyor.” dedi. Talha’yı sevenlerin yüreğine derin bir ayrılık sızısı düşmüştü.
Cefalı İnsan, Şefkat Peygamberi, her gün namazdan sonra Talha’nın yanına uğruyor, hatırını sorup gönlünü alıyordu. Vefat edeceği gün de; “Bir şey olursa çağırın, namazında bulunayım.” dedi.
Talha, ölümün geldiğini anladığı bir anda: - "Bizim mahallemiz uzak bir mahalle. Ben vefat edersem Resulü Ekrem’i cenazeme çağırmayın. Korkarım ki, Yahudiler bir fenalık yaparlar, yılan, akrep, çıyan gibi haşereler zarar verirler. Resulü Ekrem’e bir fenalık gelmesin. Beni gömün, sonra haber verirsiniz." diye vasiyet etti.
Bu ne büyük bir sevgiydi böyle. Ölüm anında bile Sevgililer Sevgilisi’ni düşünüyordu. Talha’nın kısa sürede aldığı bu mesafe gözlerimi doldurmuştu. Daha çocuk sayılabilecek bir yaştaki birinin, böyle samimi ve olgun olması muhteşemdi.
Talha bir gece vefat etmişti. Vefat edince de dediği gibi yaptılar. Gece vakti, namazını kılıp gömdüler. Sabah namazında, Efendimiz Aleyhisselâm camidekilere Talha’yı sordu. Cemaat; “Ya Resulullah, Talha vefat etti ve defnettik.” dediklerinde, Güllerin Efendisi’nin gül çehresi bir anda soldu ve üzüntü sağınağına tutuldu. Hemen, Talha’nın mezarının başına gitti. Ellerini kaldırıp şöyle dua etti:
- "Allahım, Sen Talha’yı, o Sana gülüyor, Sende ona gülüyorken karşıla, Allah’ım onu rıza ve cennetinle karşıla. Huzuruna geldiği an mütebessim ol Allahım."
Talha, ne kadar da talihliydi. Uğruna âlemler yaratılan bir Sevgili, Rabbine Talha için dua ediyordu. O duanın kabul olmaması düşünülebilir miydi? O an Talha’nın yerinde olmak vardı, ama Talha olmak için de samimiyetin doruklarına çıkmak gerekiyordu.
Arif Akpınar Gül Devrinde Seyahat Kaynak Yayınları
12:27 - 25/4/2007 -
|